canlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
canlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2008 Cuma

Çin yemekleri

Çin yemeklerini yemek deyince durup bir düşünmek gerek, dış görünüşleri güzel olabilir fakat içinde ne olduğunu da bilmek gerekir diye düşünüyorum. Her bulduğu hayvanı kesip-pişirip ve chopstick denilen çubuklarla nasıl yedikleri de bir o kadar da garip olsa gerek. Genelde yemeklerini kızartarak ve buharda pişirerek yemeyi severler ve Wok denilen şeylerde pişirilir yemekler. Chopstick, sert plastikten ya da kemikten üretilir. Japonlarda bu tarz çubuklarla yerler yemeklerini fakat arasında bulunan tek fark Çinlilerin yediği çubuklar ince yuvarlak veya kare, Japonların yedikleri ise ucuna doğru sivrileşiyor dolayısıyla yemek daha kolay olur. Bunun yanı sıra Japonlar bu çubuklarla saçlarını da çok rahat bir şekilde toplayabiliyorlar. Çinlilerde batılı yemek mekânlarında çatal kaşıkla yemek yenildiğini gördüklerinde tuhaf karşılıyormuşlar. Chopstick denilen edevatı masanın üzerine bıraktıklarında bir daha kullanmazlarmış çünkü Çin restoranlarında masalar kirli kabul edilirmiş dolayısıyla da üzerine bırakılınca pislenirmiş.

Çin’de yemekler Lazy Susan denilen dönen bir sehpa üzerinde duruyorken siz istediğinizi seçiyormuş ve iki bölüme ayrılıyormuş canlı hayvanlar (ahtapot, solucan vb.) diğer tarafta cansız-kızartılmış hayvanlar. Çinlilerin iğrenç olan en meşhur vazgeçilmez yemekleri,  kebap, salyangoz, karınca çorbası ve bayılarak yedikleri denizanasını haşlayıp üstüne yağda kızartılmış karıncaları döküyorlarmış yok böyle bir saçmalık. Neden bütün hastalıkların Çin ve o bölgelerde çıktıkları belli her bulduğunu yersen… Ve ayrıca kedi köpek etini de hiç çekinmeden yedikleri de söylenir. O zaman buradan çıkan sonuç sokakta hiç kedi veya köpek dolaşmıyordur herhalde gördükleri kedileri kesip yemeleri çok doğaldır. İzlediğim bir belgeselde Çinliler yemek istedikleri hayvanları canlı olarak seçiyorlar ve nasıl istediklerini garsona söyledikten sonra tabaklarda hayvanı istenilene göre kızarmış veya ortadan ayırıp içine istenileni doldurup getiriyorlar. Bir nevi bizim kumpir gibi bir şey oluyor. Tatlı olarak ise maymun beynini suda haşlayıp yediklerini de belgesellerde görmüştüm. Ama ne ilginçtir ki tüm bunların yanında asla domuz eti yemezler. Çin mutfağında ekmek yoktur onun yerine buharda pişirilmiş pirinç yerler ve önemli yemek ziyafetlerinde pirinç şarabı içerler. Tabii bunun yanı sıra çok lezzetli olan yemekleri de vardır. Çin mutfağının meşhur yemeklerinden biri olan “Fried Rice” Türkçede kızarmış pilav olarak kullanılmaktadır bazı restoranlarda ise üç renkli pilav denildiği de oluyor. Çok çeşitli soslar ve kendilerine özgü baharatlarla yemeklere değişik tatlar getirirler. Yemek yemeyi sürdürürken yanında çay içmeleri de olağandır. 

15 Ekim 2008 Çarşamba

Tarantulalar

Tarantula kelimesi aslında bir eklembacaklı ailesine ait olup bu kullanımın theraphosidae ailesine dahil olan örümcekler için de kullanılması yanlıştır. Fakat 1955 yapımı tarantula isimli korku filmi sayesinde bu kelime yaygınlaşarak günümüzde theraphosidae ailesine ait örümcekler için de kullanılmaya başlanmıştır. Dev örümcekler olarak da bilinirler. Dünyanın en karizmatik yaratıkları olduklarını düşündüğüm tarantulalar hayvanlar aleminden,  eklembacaklılar şubesinden, örümcekgiller sınıfından, örümcekler takımından gelmektedirler. Örümcek bilimcilere göre 800’e yakın türü olduğu düşünülmektedir. Büyüklükleri, besin maddeleri, vücut zehirlerinin etkileri türden türe göre farklılık gösterir.

Bu canlılar  Güney Amerika, Afrika, Asya, Avustralya ve Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde bulunurlar. Özellikle bu kıtaların tropikal ve subtropikal iklim koşullarının hakim olduğu bölgelerinde yaşarlar. Subtropikal iklim tipi; yaz mevsiminin yağışlı ve yıllık ortalama yağışın yaklaşık olarak 1.000  - 1.500 mm arasında olduğu, sıcaklık ortalamasının ise 20°C'nin üzerinde görüldüğü, ekvatoral ikliminin iki tarafında yaklaşık olarak 10 - 20 ° enlemleri arasında görülen bir tropikal iklim çeşididir. Tarantulaların yaşama alanları olarak nemli yağmur ormanları, karanlık bölgeler, toprak altları, taş ve kaya oyukları gibi yerler gösterilebilir.

Tarantulaların vücutları sert bir dış kabuktan oluşur. Bu kabuk kitin yapılıdır ve fazla esnek olmadığı için tarantulaların büyümesini engeller. Bu canlılar büyüyebilmek için eski kabuklarını atıp yerine yenilerini yapmak zorunda kalırlar. Atılmış olan eski kabuğun iç tarafından tamamen yenilenmiş bir kabukla değişim gösteren tarantulalar kitin yapılı kabuklarının yumuşak olduğu bu evrede büyürler. Bir kabuk değiştirme sürecinden sonra bu canlılar kendi vücutlarının iki katı büyüklüğe bile ulaşabilirler. Ayrıca bu kabuk değiştirme aşamasında, geçmiş zaman içerisinde, kaybettikleri uzuvlarını yenileyebilirler. Örnek olarak bir tarantula kopmuş bir bacağını iki ya da üç kabuk değişim sürecinden sonra tamamen yerine getirebilir. Tarantulaların baş kısmında diş ve gözlerinin yanı sıra sekiz ayak, bir mide, iki kol bulunmaktadır. Tamamen kördürler ve sadece ışığı algılayabilirler. Bu yüzden vücutlarındaki kıllar sayesinde yerdeki ve havadaki titreşimleri algılayıp avlarını yakalarlar ve aynı zamanda kendilerine gelebilecek tehlikelerden kaçabilirler. Bu tehlikelere karşı bazı türleri mide bölümünde bulunan tüylerini arka ayakları ile çok hızlı bir şekilde düşmanına karşı fırlatabilir. Çok yavaş hareket ederler ama herhangi bir tehditle karşı karşıya kaldıklarında çok seri hareketlerde bulunabilirler. Ayaklarıyla aynı zamanda tat ve koku alabilen bu sevimli canlılar birçok insanın korkulu bir önyargıyla yaklaşmalarına karşın oldukça zararsız ve kendi hallerinde olan hayvanlardır.

Beslenmelerine gelince fazla nazlandıklarını söyleyemem. Etçil olduklarından dolayı doğal ortamda karşılaştıkları örümcekler, böcekler, kuşlar, fareler, sürüngenler gibi birçok canlı, tarantulalarımızın midelerine güzel bir ziyafet çektirebilir. Diğer örümcekler gibi avlarını ağ örüp yakalamazlar, bunun yerine avlarının peşinden koşarak çetin bir mücadeleye girmekte tereddüt yaşamazlar. Karnını doyurabileceğini düşündüğü avını yakalayıp önce zehrini akıtır, daha sonra bu zehirden felç olan ve hareket edemeyecek duruma gelen hayvan kısa sürede ölür, tarantula bu aşamadan sonra salgıladığı özel enzimlerle avının iç organlarını eritip kurbanını yavaş yavaş emmeye başlar. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır ya bu canlılarımızın da kendilerine özgü yemek yeme anlayışları böyle olsa gerek…

Tarantulaların zehirlerinin şiddeti ve etkileri türlerine göre farklılık gösterir. Örnek olarak; poecilotheria cinslerine ilişkin türlerde zehrin gücü oldukça şiddetliyken, grammostola ve brachypelma cinslerinin bireylerinde zehrin gücü düşüktür. Buna sebep olan ise zehirlerinin etken maddesi olan nörotoksin miktarının çok olmasıdır. Birçok insanın bu canlılardan korkmasına rağmen zehirlerinin büyük kısmının sadece avları üzerinde şiddetli olduğu, insan üzerinde ise sadece arı sokması kadar etkili ( alerjiniz yoksa tabi) olduğu düşünülmektedir. Bir insan tarantula tarafından ısırıldığı taktirde, düşük zehirde kızarma, kaşıntı, uyuşukluk ve hafif bir ağrı görülürken, zehrin etkisinin fazla olduğu durumlarda ise morarmayla birlikte aşırı bir ağrı söz konusu olabilir.

Bu canlıların yaşları hakkında kesin bilgiler yoktur. Genelde erkek tarantulalar cinsel olgunluğunu tamamladıktan sonra yaklaşık 1 sene kadar kısa bir süre sonunda ölürler ve cinslerine göre farklılık göstermelerine rağmen yaşam süreleri 4 – 5 yıl arasındadır. Dişi tarantulalar da ise bu süre 25 – 30 yıla kadar ulaşabilir.

Kadife gibi görünen vücuduyla, yalnız ve özgür yaşayan tarantulalar sempatik ve çekici halleriyle birçok hayvan severin ilgisini çekmeyi başarsa da evlerinde teraryumlarda besleme cesaretini gösterenlere imrenerek bakıyorum. Sizin de tarantulalara karşı özel bir ilginiz varsa, ortam koşullarının elverişliliğini ve beslenme konusunu düzenli bir şekilde halledebileceğinize inanıyorsanız evinize küçük bir tarantula alıp bu sevimli yaratıkların hayatını yakından takip edebilen şanslı insanlardan biri haline gelebilirsiniz. Yalnız burada önemli bir ayrıntıya dikkat edilmesini öneririm: tarantulaların sosyal yaşama pek uyumlu oldukları söylenemez yani arkadaşlık, paylaşma gibi kavramları gelişmiş değildir. Bu nedenle birden fazla tarantulayı ortak yaşam alanına dahil etmemenizde fayda vardır. Ya da siz de sadece benim gibi belgesellerden takip edip, ansiklopedilerden araştıranlardansanız bu canlıların doğal ortamlardaki davetsiz misafirlere karşı gösterdikleri incelik ( hele de damak tadına uygunsa ) ve küçük dağları ben yarattım edası ile başıboş ve umarsız yürüyüşlerindeki estetik size yetecektir…